Evora Gezilecek Yerler

Portekiz’in daima güneş gören kıyılarında, Alentejo eyaletinin tam orta kısmında yer alan şehir Evora, ülkenin en eski ve en büyüleyici şehirlerinden biridir. Romalılar döneminde ön plana çıkan Evora, 500 yıl boyunca Moors tarafından da işgal edilmiş bir yer. Ortaçağ’da Évora, bir eğitim ve sanat merkezi olarak büyümüş ve bir dizi Portekizli kral tarafından himaye edilmiştir. Sayısız kilise ve manastır, eski dönemlerde dindar toplumlara ev sahipliği yapmış Evora’nın gezilmesi gereken en önemli yapılarıdır. Şehirde müzeler de ön plana çıkan eserler arasındadır.

Bu farklı kültürlerin ve dinlerin bir araya gelmesi, farklı mimari tarzların bolluğuyla birleşince, UNESCO, Évora’nın eski kentini bir Dünya Mirası Alanı olarak ilan etmiştir. Elverişli bir şekilde, bu değerli mezarlar ve müzeler, şehir surları içinde bir araya getirilmiştir ve kolayca yürüyerek keşfedilebilir yerlerde konumlanmıştır.

Sé – Katedral

Yıpranmış granit cephesi, 1204’ten beri tüm saldırılara dayanmış ve ağır set yapısı, bir çift asimetrik çan kulesiyle vurgulanan bir kaleye benzetilmektedir. Mimariye göz gezdirenler, Romanesk ile Gotik arasındaki melodiyi fark edecekler, ancak herkes, binanın ana portalının etrafına sarılmış 14. yüzyıldan kalma çarpıcı Havari’lere hayran kalacaktır. İçerde, fısıldamalar bile yüksek ses dalgalarına dönüşebilmekte ve dikka çeken diğer özellikleri arasında yüksek sunağı ve mermerden yapılmış direkleri bulunmaktadır.

Évora Müzesi

Modern ve çocuk dostu Évora Müzesi, şehirde görmeniz gereken bir diğer önemli yapıdır. Bu hoş ve ilgi çekici kültürel ve eğitici yer, geniş, aydınlık ve havadardır ve bir zamanlar piskoposların ve soyluların ikametgahında bulunan bölgesel hazinelerin bir koleksiyonunu sergilemek için mükemmel bir şekilde tasarlanmıştır. Evet, bu 16. yüzyıla kadar uzanan eski bir saray binasıdır ve şehrin tarihi tek bir çatı altında toplanmış denilebilir. Sergilerin üzerinde düşünmek için zaman harcamaya değer. Örneğin, sanat galerisi olağanüstü bir 16. yüzyıl Flaman polipsi, Technicolor’da yürütülen 13 panelin fevkalade detaylı bir resmine sahiptir ve bu tür bir fırça çalışması ciddi bir eser niteliği taşımaktadır.

Roman Tapınağı

Anıtın Roma tanrıçasına adanmış olduğuna dair bir kanıt olmadığı gerçeğine rağmen, şehrin önemli bir turistik cazibesi hâlâ Diana Tapınağı olarak anılır. Bununla birlikte efsaneler de, isimlerde olduğu gibi yanlış bir şekilde anlatılmıştır. Bu, Évora’nın baş döndürücü kalabalığı ve Portekiz’in en önemli Roma yerlerinden biri. MS 2. veya 3. yüzyılda inşa edilmiş olduğuna inanılan Korint başkentleri tarafından geride kalan 14 sütun, granit bir taban üzerinde sağlam durmaktadır ve tapınağın duvarı dikkat çekicidir. Antik yapı iyi bir şekilde aşınmış ve güçlü cephesi altında durduğunuzda, korku duygusu hissetmenize yardımcı olacaktır. Geceleri, tapınak aydınlatılır ve yumuşak, eterli parıltı sadece onun ihtişamına ve gizemine eklenmiş bir unsur olmaktadır.

Roma Hamamları

Bir başka önemli Roma dönemi cazibesi olan Roma Hamamları, 1987 yılında belediye binası Câmara Belediyesi’nin altında bulunmuştur. Tarihi MS 1. yüzyıla kadar dayanan  kalıntılar arasında, kemerli bir tuğla kapı bulunmaktadır – iyi korunmuş bir dairesel buhar banyosu ve 9 metre çapında ‘laconicum’ ile dolu inanılmaz bir batık odaya giriş dikkat çeken unsurlardır. Fırın veya praefurnium (merkezi bir ısıtma sistemi) ve natatio (açık hava yüzme havuzu) yerleri de takdire şayan bölümlerdir. Antik çağ mimarisinin bu olağanüstü örneği, Roma Évora’daki en büyük kamu binasında yer almaktadır ve bugün çalışma saatleri içinde ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebilmektedir.

Cadaval Dükleri Sarayı

Bulunduğu arazinin etrafında yer alan kasvetli duvarları, şehirin en ihtişamlı kalesinden geriye kalan parçaları ve yaklaşık olarak 14. Yüzyıla kadar dayanan tarihi ile Cadaval Dükleri Sarayı, Evora’nın görülmeye değer başyapıtlarından birisidir. Saray, geçmişte de olduğu gibi halen özel bir konut olarak kullanılmaktadır ancak sahipleri zikzaklı 16. yy zırh takımları, 15. yy’dan kalma ışıklı el yazmaları  ve çeşitli antika silahları içeren büyüleyici bir dizi koleksiyon sergisine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, bir çok önemli eserin korunduğu saray yapısı, 17 ve 18. yüzyıllardan kalan heykel ve resimler ile de oldukça tarihi ve dikkat çekici bir özelliğe sahiptir.

Aziz John Evangelist Kilisesi

Aziz John Evangelist kilisesinin mütevazı dış görünüşü, göz kamaştırıcı iç mekanı, São Lourenço’nun hayatından sahneleri tasvir eden muhteşem azulejo (fayans) panellerin tavandan tavana bir yıldız görünümü dikkat çekmeketedir. Dini olmayan türler bile ressam António de Oliveira’nın bu olağanüstü çabasına hayran kalacaklar. Ancak, 15. yüzyıldan kalma kilise, civardaki mezarların kemikleriyle dolu bir tezahüre ev sahipliği yapıyor. Nefe doğru bakarken, binanın tuhaflığına dikkat edebilirsiniz. Burada dikkatlerden kaçmayacak bir sarnıç görebilirsiniz. Kilitliyse bekçiden bu ilginç anomalide kapağı kaldırmasını isteyebilir ve sarnıca göz atabilirsiniz.

São Francisco Kilisesi

Oldukça sıradan ancak görülmeye değer bir yapıya sahip olan Saint Francis Kilisesi, Portekiz’in en görkemli turistik cazibesi Capela dos Ossos’u andırıyor. Gezginlerin en çok dikkatini çeken yer Kemik Şapeli, yerel mezarlıklardan ayrılan 5.000 keşişin iskelet kalıntıları ile kaplıdır. Yüzlerce kafatası ve kırık iskelet 16. yüzyıla ait duvarı kaplamıştır. Tuhaftır, burada bir tanesi zincirle aşağı doğru sarkıtılmış olan iki adet çocuk cesedi de görülmektedir. Ürpertici şöhretine rağmen, şapel, korkunç iç tasarımıyla büyüleceği her yaştan turisti çeken bir yerdir.

Giraldo Meydanı

Évora’nın ünlü meydanı, şehrin en hareketli merkezidir ve yerlilerin turistlerle kaynaştığı en popüler buluşma yeridir. Söylenenlere göre, 1165 yılında Moors’u deviren kişi Geraldo Sem-Pavor (Fearless) ismini alan meydan, canlı bir haftasonu pazarına ev sahipliği yapar, ancak Giraldo’nun çizgisinde yer alan zarif arenatların altında birkaç butik ile kendi başına bir alışveriş merkezi de görülebilmektedir. Yakındaki Rua 5 de Outubro, bakır eşyalardan oyma mantarlara kadar el işi ve eşya satan dükkanlarla doludur. Yaz aylarında, restoranlar sokak boyunca masalar kuruyor ve renkli sandalyeleri ile bir çok kafeterya hizmete giriyor.

Gümüş Su Kemeri

Gümüş Su Kemeri, Portekiz’in en büyük şairi olan Luís de Camões’i 1572 yılında yayınlanan destansı Os Lusìadas’daki görkemli 16. yüzyıl suyolunu betimleyen hayalindeki yapıdır. Bu yapı hala en uzun kemer olarak kabul ediliyor. Dokuz km’lik uzunluğa ve 26 mt’lik yüksekliğe ulaşan kemer, şehir boyunca görülebilmekte ve muhteşem görseller oluşturmaktadır.